ÇATLAK KOVA...

 

            Mutlu , huzurlu ve sağlıklı bir yaşam hiç birimize altın bir tepside  sunulmuyor. Kendi doğamıza uyumlu bir yaşam sürdüğümüz ölçüde mutluluğa  ve huzura daha kolay erişebileceğimiz kanısındayım. Zaman zaman insan olmanın nekadar-zor olduğunu düşünürüm.    Suçluluk duygusu, acılar, üzüntüler...
            Herkes bu duyguları yaşamında bir çok kez tatmıştır. Fakat önemli  olan, bu duyguları hissetmemize neden olan hatalarımızdan bir ders  çıkarmaktır. Bunu güzel bir hikaye ile örneklendirmek ve bu anlamlı  hikayeyi sizlerle paylaşmak istiyorum:
            Hindistan da bir sucu boynuna astığı uzun bir sopanın uçlarına  taktığı iki büyük kovayla su taşırmış. Kovalardan biri çatlakmış.  Sağlam olan kova her seferinde ırmaktaktan patronun evine ulaşan uzun  yolu dolu olarak tamamlarken çatlak kova içine konan suyun sadece eve  yarısını eve ulaştırabilirmiş. Bu durum iki yıl boyunca hergün böyle  devam etmiş. Sucu her seferinde patronunun eviine sadece 1.5 kova su  götürebilmiş. Sağlam kova başarısından gurur duyarken, zavallı çatlak  kova görevinin sadece yarısını yerine getiriyor olmaktan dolayı utanç  duyuyormuş.
            İki yılın sonunda bir gün çatlak kova ırmağın kıyısında sucuya  seslenmiş.
            -“Kendimden utanıyorum ve senden özür dilemek istiyorum”
            -“Neden?...”diye sormuş sucu “Niye utanç duyuyorsun?...”
            -“Kova cevap vermiş. “Çünkü iki yıldır çatlağımdan su sızdığı için
taşıma görevimin sadece yarısını yerine getirebiliyorum. Benim  kusurumdan dolayı sen bukadar çalışmana rağmen emeklerinin tam  karşılığını alamıyorsun.”
            Sucu şöyle demiş “Patronun evine dönerken yolun kenarındaki çiçekleri  farketmeni istiyorum.”
            Gerçektende tepeyi tırmanırken çatlak kova patikanın bir yanındaki yabani çiçeçekleri ısıtan güneşi görmüş. Fakat yolun sonunda yine  suyunun  yarısını kaybettiği için kendini kötü hissetmiş ve yine sucudan özür  dilemiş.  Sucu kovaya sormuş.
            “Yolun sadece senin tarafında çiçekler olduğunu ve diğer kovanın  tarafında hiç çiçek olmadığını farkettinmi?...Bunun sebebi benim senin kusurunu bilmem ve ondan yararlanmamdır.
            Yolun senin tarafına çiçeçek tohumları ektim ve hergün biz ırmaktan dönerken sen onları suladın. İki yıldır ben o güzel çiçekleri toplayıp onlarla patronumun sofrasını süsleyebildim. Sen böyle olmasaydın o evinde bu güzellikleri yaşayamayacaktı.”